EBZ'de iş akışı

Meme hastalıkları görüşme saatleri

Memenizdeki şüpheli bir bulgunun açığa kavuşması meyanında jinekoloğunuz tarafından EBZ'ye muayene için sevk edilebilirsiniz. Meme muayenesi (tedavinin diğer safhalarında olduğu gibi) özel uzmanlık eğitimi almış çekirdek bir doktor ekibi tarafından yürütülür.


Salı

saat 8:00 ile 14:00 arası

Perşembe

saat 8:00 ile 13:00:00 arası

 

Meme muayenesi teşhis belirleme çalışması kapsamında:

  • klinik muayene (görerek ve palpasyonla meme ve koltukaltı muayenesi)
  • meme ultrasonu
  • gerektiğinde mamografi ve/veya diğer görüntüleme uygulamalarına örn MRT (manyetik rezonans tomografi)
  • ikincil teşhis koyma
  • halen geçerli tüm uygulamalarla biyopsi (örn. radyolojik ya da ultrason kılavuzluğuyla vakum ya da punch biyopsi) için örnek alınması
  • patoloji uzmanı tarafından histolojik ve sitolojik inceleme

Teşhis (biyopsi):

Biyopsi kavramı şüpheli meme dokusundan doku örneği alınması anlamındadır. Bu işlem muayene kapsamında ya da diğer bir belirlenen randevu kapsamında muayene koşullarında uygulanır. Alınan doku örneği patoloji uzmanı tarafından incelenir ve en geç 2 gün içinde teşhisin iyi huylu veya kötü huylu olduğuna dair sonuç bildirilir.

Biyopsi çok güvenli risksiz bir uygulama olup tümör hücrelerinin "sürüklenmesi" mümkün değildir.

Günümüzde bazı istisnalar dışında her şüpheli lezyon biyopsiyle açığa kavuşturulur. Bunun avantajı iyi huylu bulgularda gereksiz ameliyatlardan kaçınabilme imkanı ve kötü huylu tanılarda gerekli ameliyatın daha iyi planlanabilmesidir. Ayrıca bu şekilde daha az hasar veren ameliyat yöntemleri (örn. koltukaltı bölgesinde sentinel nodül tekniği) uygulanabilmektedir.

İnceleme sonucu görüşmesi ve hastaneye yatma

Biyopsinin histolojik sonucu varsa, durumunuz ameliyat öncesinde tümör konferansında tanıtılır ve konuşulur. Bundan sonra atılacak adımlar önerilir.

Meme muayene saatinde bulgunun teyidinden sonra sizinle atılacak adımları görüşürüz.

İlk şoku atlatmanız için sizin ve yakınlarınızın ameliyat öncesinde jinekoloğumuzla, psikoonkoloji uzmanımızla ve uzman hemşiremizle konuşarak yardım ve destek alma imkanınız vardır.

Hedefimiz mümkün olduğu kadar kısa sürede ameliyat zamanını belirleyebilmektir. Ancak şunu da bilmeniz gerekir: Meme kanseri acil bir durum değildir ve bugünden yarına daha ağır bir hal almaz. Dolayısıyla mantıklı olan, ameliyat öncesinde ilave kontroller yaptırıp örn. akciğer, karaciğer ve kemikler) yaptırıp ameliyatın en iyi şekilde hazırlandıktan sonra uygulanmasıdır.

Hasta 4A servisine yatırılır.

Neoadjuvan (primer sistemik) kemoterapi (planlanmış bir ameliyat öncesi kemoterapi uygulaması)

Ameliyat meme kanserinde hemen hemen her zaman tedavinin ilk adımını teşkil eder. Bazı vakalarda ise ameliyat öncesinde kemoterapi uygulanması yerinde olur. Bu durum örneğin 2 cm'den büyük tümörlerde, tümörü ameliyat öncesinde ufaltarak, meme koruyucu ameliyat yöntemine imkan sağlanabilen vakalarda geçerlidir. Aynı durum ameliyat öncesinden, ameliyat sonrası kemoterapi yapılması gereği belli olduğunda da geçerli olur. Neoadjuvan kemoterapinin bir diğer yararı, tümörün tedaviye cevap vermesine göre uygulanan kemoterapi cinsinin "doğru" çözüm olup olmadığının anlaşılabilmesidir.

Ameliyat

Ameliyat yöntemi tercihinde meme koruyucu yöntemler öne çıkar. Hedef kötü huylu tümörü sağlıklı dokuya yeterli bir güvenlik mesafesi bırakarak tamamen almaktır.

Belli vakalarda meme koruyucu ameliyat yöntemini uygulamak mümkün olmaz (örn. memenin birkaç bölgesinde tümör oluşumlarında ya da çok büyük tümörlerde) ve memenin tamamen alınması gerekir (mastektomi ya da ablasyon).

Meme rekonstrüksiyonu için çeşitli seçenekler mevcuttur. Anında ya da sonradan rekonstrüksiyon, hastanın kendi vücut dokusu ya da protez kullanma. Bu konuda plastik cerrahın da katılımıyla danışma hizmeti alırsınız.

Meme kanserinde, hastalığın ne kadar yayıldığının belirlenmesi açısından, koltukaltındaki lenf düğümlerinin tümör oluşumu açısından kontrolü büyük önem taşır. Eskiden bu bilgiyi elde etmek için çok sayıda lenf düğümünün alınması gerekliydi ve birçok kadının sağlıklı lenf düğümleri de alınıyordu, günümüzde ise daha az hasara yol açan ameliyat yöntemleri uygulanmaktadır. Ameliyattan bir gün önce "bekçi lenf düğümünü" (sentinel lenf düğümü) radyoaktif olarak işaretleyebiliriz. Bekçi lenf düğümü lenf sıvısının dolayısıyla olası kanserli hücrelerin geçtiği ve süzüldüğü ilk koltukaltı lenf düğümüdür. Ameliyat esnasında sentinel left düğümü hızlı kesim yöntemiyle incelenir. Kanserli hücre görülmediği takdirde koltukaltındaki diğer lenf düğümlerinin alınması, sentinel lenf düğümü tüm koltukaltı lenf düğümlerini temsil ettiği için, gerekmez. Sentinel lenf düğümünde kanserli hücre tespit edildiği takdirde daha 10 ila 20 lenf düğümü alınır.

Ameliyattan sonra hastanede, ameliyat yarasının iyileşmesine bağlı olarak, yaklaşık 1 hafta kalınması gerekir. Bu süre içerisinde sağlık personeli ve servisin doktorları tarafından bakımınız yapılır. Ayrıca "uzman hemşire", psikoonkoloji uzmanı fizyoterapi, sosyal hizmetler ve gerektiğinde medikal dükkan ile iletişim imkanınız vardır.

Tümör Konferansı

bkz. "Tümör Konferansı

Adjuvan (ek) tedavi

Adjuvan tedavi kavramı ameliyat sonrası tedaviyi ifade eder. Tedavi konseptinin tümör konferansı kapsamında belirlenmesinden sonra sizinle tekrar bir görüşme yapılır. Bu çerçevede size tümörünüzün özellikleri ve uygun tedavi seçenekleri hakkında bilgi verilir.

Tedavinin türü değişik faktörlere bağlıdır: Tümörün ebadı, yayılma kapasitesi, lenf düğümlerinin durumu, tümörün hormon ve antikor tedavisine cevap verme durumu vs. Bu faktörler hastalığın nüksetme riski hakkında bize fikir verir.

Genel durumunuz ve isteklerinizin dikkate alınması yoluyla, tüm gerekli bilgilendirmeden sonra, bizimle beraber ondan sonra uygulanacak tedavi yöntemine karar verirsiniz.

Genelde iki tedavi yöntemi seçeneği vardır. Vücudun sadece belirli bir kısmına etki eden tedavi (örn. ışın tedavisi) sistematik yani tüm vücuda etkili tedavi (örn. kemoterapi, antikor tedavisi ve anti hormon tedavisi)

Işın tedavisi

Eskiden meme kanserinde kadınların tüm göğsü alınırdı. Son yıllarda ise, belli bir ebadın üstünde olmayan tümörlerde, iyileşme oranlarının meme koruyucu ameliyat yönteminde, "radikal" tüm memenin alınması yöntemine kıyasla aynı olduğu görülmüştür. Ancak bu durumda ameliyat edilen meme, ışın tedavisi görmelidir.

Meme koruyucu ameliyat uygulamasından sonra ameliyat edilen memeye ışın tedavisi yapılmasını öneririz. Işın tedavisinin hedefi olası hala mevcut meme kanseri hücrelerini yok ederek kanserin nüksetmesini önlemektir. Bazı vakalarda memenin alınmasından sonra göğüs duvarı ve/veya koltukaltına da ışın tedavisi uygulanması gerekebilir.

Işın tedavisi, St.-Antonius hastanesi ışın tedavisi muayenehanesinde ayakta tedavi olarak uygulanabilir. Süresi çoğunlukla 6 haftadır.

Işın tedavisinin görüşülmesi ve planlanması için muayenehanede randevu alınır.

Kemoterapi

Sitostatik (= hücre bölünmesini önleyen) ilaçlarla kemoterapi meme kanserinin sistematik tedavisi kapsamındadır, ilaç kan dolaşımı vasıtasıyla vücudun her kısmına yayılır. Bu yöntemin dayandığı neden kanserli hücrelerin tümörden ayrışıp, lenf damarları ve kan damarları vasıtasıyla tüm vücuda yayılabilmesidir. Kanserli hücrelerin belirli organlara (örn. karaciğer, akciğer, kemikler) yerleşmesine metastaz denir.

Kemoterapi uygulaması, kanda tümör hücreleri olması, dolayısıyla metastaz oluşma riski yüksek durumlarda uygundur. Bu durum örn. büyük tümörlerde, kanserli hücrelerin koltukaltı lenf düğümlerine sıçradığı belirlendiğinde, kanserli hücrelerin hormon tedavisine cevap vermemesi halinde, genç kadınlarda ve hızla bölünen tümörlerde geçerlidir.

Her hasta için kemoterapi önerisi tümör konferansı sırasında bireysel olarak tartışılır. Tümörün özellikleri yanı sıra hastanın yaşı ve genel durumu da dikkate alınır. Zira: hasta kemoterapiyi kaldıracak durumda olmalıdır ve biz kendimize her seferinde beklenen yararın beklenen yan etkilerden daha ağır mı bastığı sorusunu yöneltmeliyiz.

Kemoterapinin etkisi:

Kemoterapi özellikle bölünmekte olan hücrelerle savaşır. Tümör hücreleri genelde hızla bölündüklerinden önce onlar hedef alınır. Ancak vücutta bölünmekte olan sağlıklı hücreler de vardır ve kemoterapinin onlara etkisi yan etkileri oluşturur.

En sık görülen yan etkiler kan yapıcı sistem, mide bağırsak sistemini, saçlar, tırnaklar ve sinir sistemiyle ilgilidir.

Yan etkiler genelde kemoterapiye son verildiğinde kaybolur. Yan etkiler daima görülmez ve sitostatik ilacın cinsine bağlıdır.

Destekleyici ilaçlarla kemoterapi yan etkilerinin önlenmesi mümkündür. Yine de ortaya çıktıkları takdirde şiddetlerini azaltmaya yönelik imkanlar vardır.

Kemoterapi süreci:

Kemoterapiye çoğunlukla ameliyatın 3-4 hafta sonrasında başlanır. Hangi sitostatik ilacın verileceği ve hangi aralıklarda alınacağı konusunda değişik seçenekler vardır. Kemoterapi genelde birkaç sitostaik ilaç kombine edilerek uygulanır ve 6 döngü halinde verilir, yani ilaç kombinasyonu ayakta tedavi kapsamında bir günde birkaç saate yaydırılarak verilir, ikinci döngü 3 haftalık bir aradan sonra başlatılır.

· Antikor tedavisi

Meme kanseri hücrelerinin %20 - 30' unda hücre yüzeyinde HER - 2 reseptör denilen bir yapılanma vardır. Bu reseptör hücreye bölünme sinyali iletme açısından önem taşır. HER -2 reseptörünün durumu patoloji uzmanı tarafından memeden alınan doku örnekleri incelenerek tespit edilir. Tanımlanmış sayıda reseptör belirlerse, HER - 2 pozitif meme kanseri hücreleri söz konusudur.

Sadece HER -2 pozitif hastalara HER -2 reseptörünü bağlayan bir ilaç verilmesi doğrudur. Bu ilaç Herceptin markasıyla pazarlanan bir antikordur. Bu antikorun HER -2 reseptörüne bağlanmasıyla bu reseptör, dolayısıyla da hücre bölünmesi engellenir, diğer yönden de vücudun bağışıklık sistemi kanserli hücreyi "yabancı" olarak tanımlar ve yok eder.

Antikor tedavisi bir kemoterapiyle birlikte damardan verilir.

Antihormon tedavisi

Meme kanseri hücrelerinin %60 - 80'inde hücre yüzeyinde "hormon reseptörü" denilen bir yapılanma vardır. Reseptörlerin yapısı kilitlere benzer, hormonlar (burada östrojen ve progesteron) onlara anahtar gibi uyar. Hormon reseptörü olup olmadığını patoloji uzmanının histolojik tetkiki neticesinde öğreniriz.

Önemli olan meme kanseri hücrelerinin östrojen ve progesteron hormonlarına bölünerek tepki verdiğinin bilinmesidir.

Östrojenin meme kanseri hücrelerine etkisini antihormon (endokrin) tedavisiyle devre dışı bırakmak akla yakın gelir. Bu amaçla üretilmiş, farklı yollardan östrojenin hücrelere etkisini önleyen ilaçlar vardır.

  • Anti-östrojenler (örn. Tamoxifen): Östrojenin hasmıdır. Östrojenle aynı reseptöre bağlanır, ama meme kanseri hücresine aynı etkiyi yapmaz. Östrojenin yerini "işgal ederek" bağlanmasını önler.
  • Aromataz inhibitörleri: Androjenlerin östrojene dönüşümünü bloke ederler. Östrojen yumurtalıklarda, böbrek üstü bezlerinde ve yağ dokusunda oluşur. Bu organların hücrelerinde bulunan aromataz enzimi androjen moleküllerini östrojene dönüştürür. Aromatazı bloke eden ilaçlara aromataz inhibitörü, halen bu özellikte 3 ürün pazarlanmaktadır. Anastrozol, Letrozol, Exemestan
  • GnRH-Analogları: Östrojenin yumurtalıklarda üretimi menopoz dönemi öncesi kadınlarda, beyin tarafından yönetilen düzenli bir adet döngüsü çerçevesinde gerçekleşir. GnRH-analogları hormonlara benzer şekilde ara beynin özel bir kısmından etkili olan ve beynin yumurtalıklar üzerindeki etkisini bloke eden ilaçlardır.

Sizin için hangi anti hormon tedavisinin uygun olduğu kişisel özelliklerinize, örneğin meme kanserine menopozdan önce mi, sonra mı yakalandığınıza, hastalığınızın nüksetme riskine, hangi beraberindeki hastalıklardan şikayetçi olduğunuza ve kanserin kaç organa ve hangilerine yayılmış olmasına bağlıdır.

Genelde anti hormon tedavisi 5 yıl süreyle günde bir hap alınarak uygulanır. Antihormon ilacı her zaman olası bir kemoterapinin akabinde alınmalıdır. Işın tedavisi esnasında ya da sonrasında alınabilir.

Antihormon tedavisinin yan etkileri:

Antihormon tedavisinin kemoterapiye nazaran cüzi sayılabilecek yan etkileri, genelde östrojen eksikliğine bağlı olup, ateş basması, çarpıntı, mukoza kuruması, mafsal ağrıları şeklinde tezahür eder.

Tamoxifen alırken rahmin düzenli olarak kontrolden geçmesi, aromataz inhibitörleri kullanıldığında kemik yoğunluğunun düzenli olarak kontrolü gerekir.

Sayfada ara:
St.-Antonius-Hospital

RWTH Aachen Akademik Eğitim Hastanesi

Euregio-Brust-Zentrum
Euregio Göğüs Merkezi

Dechant-Deckers-Str. 8
52249 Eschweiler

+49 2403 - 76-1835

 
St.-Antonius-Hospital Eschweiler
Dechant-Deckers-Str. 8
52249 Eschweiler
Tel.: 02403 76 - 0
Faks: 02403 76 -1119